İpek yolu boyunca sıralanan ülkelerde yaşayan halkların çok eskilere dayanan kültürleri ve inançları zengin bir mozaik oluşturmakta. İpek Yolu sadece tüccarların değil, aynı zamanda orduların, göçlerin dolayısıyla da ideolojilerin, dinlerin, bilgelerin ve kültürlerin de yolu olmuştur. İpek Yolu güzergahını takip ederek Orta Asya tarihinin en güzel kültür miraslarını günümüze taşıyan ata diyarı Özbekistan’da efsanevi şehirleri keşfedeceğiz: Kızılkum Çölü; Karakalpakistan’da çölün ortasında avangard sanatı; çölde bir mücevher Hiva; sanki kumların arasından yeryüzüne fışkıran, eski dinsel merkez vaha-şehir Buhara; Timur’un doğduğu Şehrisebz; Timur’un ve torunu Uluğ Bey’in muhteşem başkenti Semerkant; Türkistan’ın metropolü Taşkent… Özbek ata sözü der ki: “Evrende iki büyük yol vardır, gökyüzünde Samanyolu, yeryüzünde İpek Yolu”… Bu seyahatte, Orta Asya’dan geçen İpek Yolu’nun büyük bir kısmını katederek, üzerindeki masal tadında şehirleri, buralarda yaşayan toplulukların kültürlerini ve bu topraklardan geçmiş büyük imparatorlukların izlerini keşfetme fırsatı...

İpek yolu boyunca sıralanan ülkelerde yaşayan halkların çok eskilere dayanan kültürleri ve inançları zengin bir mozaik oluşturmakta. İpek Yolu sadece tüccarların değil, aynı zamanda orduların, göçlerin dolayısıyla da ideolojilerin, dinlerin, bilgelerin ve kültürlerin de yolu olmuştur. İpek Yolu güzergahını takip ederek Orta Asya tarihinin en güzel kültür miraslarını günümüze taşıyan ata diyarı Özbekistan’da efsanevi şehirleri keşfedeceğiz: Kızılkum Çölü; Karakalpakistan’da çölün ortasında avangard sanatı; çölde bir mücevher Hiva; sanki kumların arasından yeryüzüne fışkıran, eski dinsel merkez vaha-şehir Buhara; Timur’un doğduğu Şehrisebz; Timur’un ve torunu Uluğ Bey’in muhteşem başkenti Semerkant; Türkistan’ın metropolü Taşkent… Özbek ata sözü der ki: “Evrende iki büyük yol vardır, gökyüzünde Samanyolu, yeryüzünde İpek Yolu”… Bu seyahatte, Orta Asya’dan geçen İpek Yolu’nun büyük bir kısmını katederek, üzerindeki masal tadında şehirleri, buralarda yaşayan toplulukların kültürlerini ve bu topraklardan geçmiş büyük imparatorlukların izlerini keşfetme fırsatı...

Tur Tarihleri : 1. 12.10.2017 - 22.10.2017
Fiyat : 2.385 USD dan başlayan fiyatlar
USD: 5.4357 TL, EURO : 6.1513TL

Özbekistan
İpek Yolunda Bir Mola...

12 Ekim - 22 Ekim 2017

TURUN ÖZELLİKLERİ

Orta Asya’nın bu bölgelerini ziyaret etmek için en iyi mevsimler, havanın daha ılık olduğu ilkbahar ve sonbahardır.

Seyahat programında, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Hiva, Buhara, Şehrisebz ve Semerkant yer almakta.

Karayolu ulaşımının zor olduğu Kızılkum Çölü’nde, 8 saatlik otobüs yolculuğunun yerine Hiva-Buhara arasını hava yoluyla geçiş.

Konaklamalar, biri hariç dört yıldızlı oteller ve başkentte beş yıldızlı otellerde.

Hiva’da ki tarihi bir medresede folklorik gösteri.

Semerkant’ta Tarihi Kiyafetler Tiyatrosu’nda gösteri.

Semerkant’ta Özbek klasik müziği konseri.

Yemeklerde, Türk damak zevkine çok yakın olan Özbek mutfağının farklı lezzetlerinin tadımı.

Tur Lideri: Osman DÜLEK 

Bu tura katılımcı sayısı 24 kişi ile sınırlıdır

TUR PROGRAMI
12 Ekim - Perşembe     İstanbul – Taşkent
 
Türk Hava Yolları ile saat 23:55’te Taşkent’e hareket.
 
13 Ekim - Cuma     Taşkent - Nukus
Saat 06:15’te Özbekistan’ın başkentine varış. Karşılamadan sonra şehir merkezine transfer. Bir otelde kahvaltının ardından, başkentin keşfi için hareket. İpek Yolu güzergahı üzerinde önemli bir ticaret durağı olmasına rağmen Taşkent görkemli şehirler Buhara, Semerkant ve Hiva’ya göre daha mütevazı bir geçmişe sahip. Şehir, Arapların, Samanilerin, Karahanlılar ve Moğol asıllı Hıtaylarının egemenliğine girdi. Timur zamanında, XIV. yüzyılda bir bilim, sanat ve ticaret merkezi olarak en parıltılı dönemini yaşadı. XVI. yüzyılın ikinci yarısında Buhara Hanlığı tarafından ele geçirilen şehir, XVII - XVIII. yüzyıllarda Kazak ve Kalmuklar'ın denetimine geçmiş ve 1809 yılında Hokand Hanlığı topraklarına katılmış. Hokand Hanlığı'nın zayıflaması ile de, 1865 yılında Rus Çarlığı’nın eline geçti ve 1917 Devrimi’ninden sonra Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin bir parçası oldu. 1930 yılında Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin başkenti konumuna yükseldi. 1966 yılında yaşanan yıkıcı depremin ardından kent, büyük ölçüde yeniden inşa edilmiş. Geniş yolları, yeşil alanları, düzenli yerleşimi, sağlam altyapısı ile kent, Sovyet şehir planlamacılığının en önemli örneklerinden biridir. Taşkent, 1991’den beri de bağımsız Özbekistan Cumhuriyeti’nin başkenttir. Şehir turu esnasında, XIX. yüzyıl sanat eserlerinin görülebileceği Uygulamalı Sanatlar Müzesi; Timurlenk'in etkileyici bronz heykeli ile Amir Timur Meydanı; Sovyet döneminde Lenin Meydanı olarak adlandırılan kentin en güzel havuzlarının yer aldığı Bağımsızlık Meydanı; Ali Şir Nevai (Navoi) Opera ve Bale Tiyatrosu binası ile görkemli Tiyatro Meydanı gezilecek yerler arasında. Gezinin ardından yerel bir lokantada öğle yemeğinden sonra havaalanına transfer. Seyahatin en kuzey noktası olan Nukus’a hareket. Uzbekistan Hava Yolları ile 1 saat 45 dakikalık bir uçuştan sonra Nukus’a varış. Karşılamanın ardından, otelimize transfer ve yerleşme. Akşam yemeği yerel bir restoranda. Geceleme otelde.
 
 
14 Ekim - Cumartesi     Taşkent - Nukus – Hiva
 
Sabah İpek Yolu’nun kalbi Özbekistan’a bağlı özerk bir bölge olan Karakalpakistan’ın başkenti Nukus’ta gezinti: Karakalpak şair Berdakh’ın heykeli, belediye binası ve tiyatro göreceğiniz yerler arasında. Daha sonra, Nukus Müzesi’ni ziyaret. Bir kazı ekibiyle Karakalpakistan’a gelen İgor Savitsky adında bir arkeolog, ressam ve koleksyoncu, 1957’de Nukus’a yerleşir. Özbek ve Karakalpak sanatçılarının yanı sıra Sovyet yönetiminin sürgüne gönderdiği avangard sanatçılarının resimlerini ve diğer eserlerini toplar. Günümüzde, Savitsky’nin adını taşıyan Karakalpakistan Devlet Arkeoloji, Etnografya ve Sanat Müzesi, St. Petersburg’dan sonra en büyük Rus Avangard koleksyonunu barındırmakta. Bu son derece farklı ve etkileyici müze ziyaretinden sonra yerel bir restoranda öğle yemeği. Ardından, Özbekistan ve Türkmenistan sınırları içinde kalan, Ceyhun (Amu Derya) Nehri’nin döküldüğü Aral Gölü’nün güneyinde, Kızılkum ve Karakum çöllerinin arasında uzanan Harezm Bölgesi’ndeki vaha şehir Hiva’ya doğru yolculuk. Ahamenid İmparatorluğu'nun bir parçası olan Harezm’de İslam dini şehir, M.S. VII. yüzyılda Arapların eline geçince yayılmaya başlar. XI.-XIII. Yüzyıllar arasında Gazneliler ve Selçuklular zamanında çeşitli Türk boylarının Harezm’e gelip yerleşmeleri bölgenin Türkleşmesini sağlar. 1097 yılında Kutbeddin Muhammed'in, Sultan Sencer tarafından “Harezmşah” olarak Harezm valiliği görevine atanmasıyla, bölgede Harezmşahlar sülalesinin başladığı kabul edilir. XVI. yüzyılda Hiva Hanlığı’nın oluşmasıyla da bölgedeki hâkimiyet el değişir. Harezmşahlar ve Hiva Hanlığı dönemleri yeni başkent statüsüne kavuşan Hiva’nın altın çağını oluşturur. Rus saldırılarını geri püskürten Hive Hanlığı en sonunda 1873'te yenilerek Rusya'nın egemenliği altına girer. Bolşevik Devrimi'nden sonra diğer hanlıklarla birlikte Hiva Hanlığı da kaldırılarak yerine Harezm Sovyet Halk Cumhuriyeti kurulur ve Hiva şehride bu Cumhuriyetin merkezi yapılır.1924'te Özbek Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlanmasıyla politik önemini kaybeder. Hiva'ya varışı takiben tarihi şehir merkezindeki otelimize yerleşme. Akşam yemeği folklorik gösteriler eşliğinde eski bir medresede. Geceleme otelde.
 
 
15 Ekim - Pazar     Hiva – Buhara
 
Binlerce yıllık geleneklerini hala koruyan insanların yaşadığı çölün kapısı Hiva şehri İpek Yolu üzerindeki en önemli duraklardan birisidir. Gün boyunca, İpek Yolu üzerindeki en önemli duraklardan birisi olan Hiva'daki UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınan büyüleyici güzellikteki İçhan Kalesi'nin yürüyerek keşfi. Hiva'nın kalbi olan tarihi İçhan Kalesi, çok iyi korunmuş ve yaklaşık 2.200 metre uzunluğundaki güçlü kerpiç surlarla çevrilidir. Günümüzde toprak rengi ve kızılın hakim olduğu bu kale, yeşil ve mavi çinilerle kaplı medreseler, camiler ve türbelerin parladığı, zamanın durduğu Orta Asya’nın en büyük açık hava müzesidir. İç kalenin burçları ve dört ana kapısı bulunmakta: güney’de Taş Kapı, Batı’da Ata Kapı, Kuzey’de Bahçe Kapı ve XIX. yüzyıla kadar İpek Yolu'da en büyük köle ticaretinin yapıldığı ve tam bir curcunanın hâkim olduğu Doğu’daki Pehlivan Kapı. Eski Kale anlamına gelen Kunya Ark kompleksi, Seyid Alaaddin Türbesi, Muhammed Emin Medresesi, Cuma Camisi, Abdullah Han Kervansarayı ve Medresesi, Allakuli Han Medresesi ve Kapalı Çarşısı, Pehlivan Mahmud Türbesi, inşaatı bitirilemeyen 26 metre yükseklikteki görkemli Kalta Minor Minaresi, Hoca İslam Camisi ve Hiva’nın simgesi 45 metrelik Minaresi, Şirgazi Han Medresesi, Hiva Hanlarının yazlık sarayı Taş Avlu, köle pazarının kurulduğu kalenin doğu kapısı Palvan-Darvaza gezilecek yerler arasında. Öğle yemeği geziler esnasında yerel bir restoranda. Otelde akşam yemeğinden sonra Urgenç hava limanına transfer. İpek Yolu güney güzergâhı üzerinde bulunan, uçsuz bucaksız Kızılkum Çölü’nün zorlu koşullarını geçen kervanların umutla beklediği, çölün güney ucundaki yemyeşil vaha ve kutsal şehir Buhara’ya Uzbekistan Hava Yolları ile hareket. Bir saatlik bir uçuştan sonra, Buhara’ya varış ve şehir merkezindeki otelimize yerleşme. Geceleme otelde.
 
 
16 Ekim - Pazartesi     Buhara
 
Buhara, Sogdiana ve Maveraünnehir bölgeleri üzerinde iz bırakan tüm etkileri yaşamış. Sasaniler tarafından zulüm görmüş ve buraya sığınan Hıristiyanlar, Nasturiler, Budistler ve Manişeistlerle şehir önemli bir entelektüel ve din merkezi olmuş. İslâmın fethinden sonra, IX. yüzyılın ortasından X. yüzyılın sonuna kadar Samanîlerin başkenti olan Buhara, Fars şiirinin babası Ebu Abdullah Cafer Bin Muhammed Rudeki ve Buhara’nın saray kütüphanesinde okuyan ve Batı'da Avicenna adıyla tanınan en büyük İslam bilginlerinden olan filozof ve hekim Ebu Ali İbn Sina gibi prestijli şair ve âlimlere ev sahipliği yaptı. Uğradığı birçok istila şehri âdeta bir mimarlık müzesine dönüştürdü: 709 yılında Araplar; IX. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar yaşayan, Türk Tarihinin Orta Asya’daki temsilcisi olan ve İslamiyeti kabul ederek ilk Müslüman Türk Devleti olan Karahanlılar; 1220 yılında Cengiz Han'ın orduları; 1370 yılında, Tatarlar orduları ile devletin sınırlarını Hindistan’dan Anadolu’ya kadar genişletmiş olan Timur… Buhara, Samanîler ve Karahanlılar zamanında ilk altın çağını yaşamış. Özbek Şeybaniler 1506 yılında Buhara'yı ele geçirdikten ve 1561'de yönetim imparatorluğunun merkezini yaptıktan sonra şehir, Buhara Hanlığı olarak anıldı. XVI. Yüzyılda ise, inşa edilen yeni ticaret merkezleri, kapalı çarşılar, kervansaraylar ve orta Asya’da sanatlarını zirveye taşıyan minyatür ressamları ile Buhara ikinci altın çağını yaşamış. Cengiz Han soyundan olmayan Mangitler 1747'de Buhara'yı işgal ederler. 1785 yılında Buhara Emirliği ilan edilir. Buhara, bir zamanlar barındırdığı 300 caminin bir kısmı artık yok olsa bile, geçmişinin tüm cazibesini koruyabilmiş geleneksel bir şehirdir. Sabah, UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınan Buhara’nın kalbinin keşfi için hareket: Registan Meydanı; 1920 yılına kadar Buhara Hükümdarların ikamet ettikleri saray Ark Kalesi (İç Kale); Chor (Dört) Minare Medresesi; Kukeldaş Medresesi, Hanaka Medresesi, Nadir Divan Beyi Medresesi ve Nasreddin Hoca Heykeli’nin bulunduğu Lebi Havuz Kompleksi; Karahanlılar’dan kalma Orta Asya’nın en eski camisi Magaki Attari Camisi; Buhara’nın ruhani atmosferinin en fazla hissedildiği yer Poyi Kalo Meydanı; Karahanlılar tarafından yaptırılan 47 metre yüksekliteki görkemli Kalon Minare; Kalon Camisi; Miri Arap Medresesi; Timur’un torunun yaptırdığı Uluğ Bey Medresesi; Şeybaniler zamanında yaptırılan Abdülaziz Han Medresesi… Öğle yemeği geziler esnasında. Akşam yemeği yerel bir restoranda. Geceleme otelde.
 
 
17 Ekim - Salı     Buhara
 
Buhara İpek Yolu üzerindeki şehirlerin bugün de en mistik havaya sahip olanı. “Eğer bir iyilik tohumu dikilirse, yedi yılda büyür ve yedi yüz iyiliğe vesile olur” sözünü söyleyen Bahauddin Nakşibendii Buhara’da yaşamış. Bir zamanlar gayrimüslimlerin içeri alınmadığı için hep gizemli bir kent olarak kalmış. Demiryolunun gelişine kadar “yasak şehir” diye anılmaktaydı. Kahvaltının ardından, yürüyerek Buhara tarihi merkezinin keşfine devam: Orta Asya'daki pişmiş tuğladan yapılmış ilk mimari yapı İsmail Samani Türbesi; Harezm mimarisinin izlerini taşıyan Hz. Eyüp Çeşmesi; benzersiz süslemeleriyle Bolo Havuz Camisi; kubbeli çarşılar... Otelde öğle yemeği. Öğleden sonra ise Buhara’nın dışında yer alan önemli tarihi eserleri gezmek üzere yola çıkış: doğu ve Rus Mimarisi’nin izlerini taşıyan göz alıcı son Buhara Emiri’nin Yazlık Sarayı olan zarif “Sitora-i-Mokhi-Khosa”; Orta-Asya’da İslam dininin kökleşmesinde büyük rol oynayan sufi din adamı Bahauddin Nakşibendi Küllyesi ve türbesi (kutsal edilen kompleks hala bir hac yeri olarak kullanılmakta) gezileri. Gezinin ardından, şehir merkezindeki otelimize dönüş. Akşam yemeği yerel bir restoranda. Geceleme otelde.
 
 
18 Ekim - Çarşamba     Buhara - Şehrisebz - Semerkant
 
Sabah, Buhara’dan 280 kilometre uzaklıktaki Semerkant’a doğru otobüsle hareket. “yeşil şehir” anlamına gelen, Pamir Dağı’nın eteklerindeki Şehrisebz’e doğru yola devam. Türk-Moğol soyundan gelen Timur’un 1336 yılında doğduğu, UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınan Şehrisebz (eski Keş) gezisi. Şehir, Timur’un yaptırdığı yazlık konutu Ak Saray’ın harabeleri, sarayın bahçesindeki savaşçı’nın büyük heykeli ve Dorus Saidat anıt kompleksi ile ünlü. Timur, yazlık sarayı yakınlarında, genç yaşta ölen iki oğlu Cihangir ve Ömer Şah için ve kendisi için de bir mezar odası bulunan bir türbe-cami kompleksi inşa ettirmişti. Özbekçe “demir” anlamına gelen Timur, Çin sınırından Ege Denizi’ne kadar, o günkü dünyanın büyük bir bölümünü ele geçirmişti. Fakat Amir Timur Çin seferine çıkarken Otrar’da (güney Kazakistan) beklenmedik ölümünden sonra, bedeni mumyalanarak defnedilmek üzere, Şehrisebz’in yerine başkent Semerkant’a götürüldü. Şehrisebz ayriyeten Timur’un büyük torunu Uluğ Bey tarafından 1437 yılında yapılmış olan Kok Gumbaz Camisi ve meditasyon evi olarak bilinen Dorut Tilovat’a ev sahipliği yapmakta. Yerel bir restoranda öğle yemeği ve gezinin ardından Semerkant’a doğru yola devam. Akşamüstü Zeravşan Irmağı vadisinde bulunan Özbekistan'ın ikinci büyük şehri Semerkant’a varış ve otele yerleşme. Akşam yemeği yerel bir restoranda. Geceleme otelde.
 
 
19 Ekim - Perşembe     Semerkant
 
Semerkant tarihi kenti dünya kültürlerin kavşağı ve buluşma noktasıdır. Antik Efrasiyab olarak M.Ö. VII. yüzyılda kurulan Semerkant, XIV.-XV yüzyıllar arasında ki Timurlu döneminde nakış gibi işlenmiş, görkemli binalarla donatılarak altın çağını yaşamış. Savaşçı ve sert kişiliğiyle hızla yükselen Timur, Barlas aşiretinin lideri oldu. Gençken bir savaşta yaralanan Timur’un ayağı aksak olmuştu. Bu yüzden düşmanları Timur “Lenk” (Aksak Timur) lakabını taktı. Soylu bir aileden gelmediği için Han olamayan Timur’a Amir denmiş. Timur gerçekten büyük bir stratejist ve muzaffer bir komutan idi fakat imparatorluğunu kurarken acımasız ve gaddar olduğu için çok kan döktü. Ancak fethettiği şehirlerden çok sayıda bilim adamı, mimarı ve sanatçıyı başkenti Semerkant’a getirdi ve yağmalarla ele geçirdiği büyük servetle zamanın en görkemli şehrini ve bilim merkezini yarattı. Büyük torunu Uluğ Bey ise, imparatorluğun bu altın çağına ilim ve irfan kattı. İki gün boyunca UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınan Timur’un efsane başkenti ve çevresinin keşfi: Uluğ Bey tarafından kurulmuş ve bizzat kendisinin burada matematik ve astronomi dersleri verdiği yıldızlarla bezeli Uluğ Bey Medresesi, aslan ve ceylan figürleri ile süslenmiş Şir Dor Medresesi ve altın süslemeli Tellakari Medresesi ile çevrili Semerkand'ın Kalbi Registan Meydanı; Timur’un eşi Bibi Hanım için yaptırdığı, çinileriyle ve Kufi yazılarla süslü Bibi Hatun Camisi. Her türlü ürünün bulunduğu, İpek Yolu’nun en büyük pazarlarından olan meşhur Siyab Pazarı’nda serbest zaman. Son olarak da Efrasiyab gezisi. Semerkant şehrinin bilinen ilk yerleşimi Efrasiyab höyüğü 1220’li yıllardaki Moğol İstilası sırasında tahrip edilerek terk edilmiş. Fakat tepede bulunan Şah-ı Zinde Türbesi nedeniyle önemini hiçbir zaman yitirmemiş. 676 yılında Maveraünnehir’de Müslümanlığın yayılmasına çalıştığı sırada öldüğü rivayet edilen Hz. Muhammed’in yeğeni Kasım b. Abbas’ın mezarının etrafında daha sonraki dönemlerde yapılan türbelerle oluşan bu yapılar topluluğu, Kasım bin Abbas’ın şehit olmasına izafeten Şah-ı Zinde (Yaşayan Şah) olarak isimlendirilmiş. Şah-ı Zinde mezarlığı kompleksi gezisiden sonra, antik kentin tarihine ışık tutan Efrasiyab Arkeoloji Müzesi gezisi. Özbek millî kıyafetleri millet kültürünün ayrılmaz bir parçası. Özbekistan’ın düğün, milli danslar, sanat, tarihi giysi gibi geleneklerini daha iyi tanıyacağınız Tarihi Kiyafetler Tiyatrosu’nda gösteri izleme. Öğle yemeği ve akşam yemeği yerel bir restoranda. Geceleme otelde.
 
 
20 Ekim - Cuma     Semerkant – Taşkent
 
Kahvaltının ardından, Semerkant gezisine gösterişli kapısı ve kubbesiyle Gur Amir olarak adlandırılan ve aynı zamanda bir aile kabristanı olarak kullanılan Timur’un Türbe’si ile devam. Türbede ayrıca Timur’un oğulları Mîran Şah ve Şâhruh ile birlikte diğer iki torunu Pîr Muhammed Mirza ve Uluğ Bey, hocası Aziz Nur Seyyid Bereke gömülüdür. Ardından Uluğ Bey Rasathanesi gezisi. Dedesinin aksine Ulu Bey ülkeler fethetmekten ziyade, gökyüzü âleminde araştırmalar yapmayı, gök kubbenin sırrını çözmeye çalışmayı tercih etmişti. Timur’un torunu büyük matematikci ve gökbilimci Uluğ Bey tarafından 1428 yılında şehrin yakınlarında bir tepede yaptırılan rasathane, Semerkant’ın bilimde ulaştığı en yüksek noktayı temsil etmekte. 48 metre çapında, 3 katlı ve yaklaşık 30 metre yüksekliğindeki gözlemevi, medresesinde yapılan matematik ve astronomi çalışmalarını pratiğe uygulamak için ve ilim dünyasına sunmak gayesiyle yapılmıştı. Rasathane 1449 yılında Uluğ Bey'in öldürülmesinden hemen sonra dindar fanatikler tarafından kısmen yıkıldı ve kütüphanesi yağmalandı. Daha sonra, geleneksel bir kağıt atölyesini ziyaret. Semerkant şehrinin diğer bir özelliği ise dut ağacı liflerinden üretilen meşhur Semerkant kağıdı imalâtıdır. Kağıt, Çin'den, Orta Asya'ya oradan da İran'a geçti. Çin'in dışında ilk defa Semerkant'ta kağıt yapım merkezi kuruldu. X. Yüzyıla kağıt yapımında başka merkezlerin ortaya çıkmasına rağmen Semerkant rekabet edilemez yüksek kaliteli kağıt üreten bir merkez olarak kendi statüsünü korudu. Konak şeklindeki geleneksel bir milli Özbek evinde öğle yemeğinden sonra, Semerkant’tan yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta modern İslam mimarisinin bir örneğini olan İmam Buhari Kompleksi gezisi. İslam dininin en büyük muhaddisi sayılan İmam Buhari’nin türbesinin içinde bulunduğu bu anma kompleksi 1998 yılında inşa edilmiş. Akabinde tren istasyonuna transfer ve saat 17:00’de Afrosiyab hızlı treni ile hareketle, saat 19.10’da Taşkent’e varış. Akşam yemeğinin ardından otele transfer. Geceleme otelde.
 
 
 
21 Ekim - Cumartesi     Taşkent
 
Kahvaltının ardından, Orta Asya'nın en yüksek nüfusuna sahip olmasına rağmen mimari yapısı ve büyük yeşil alanları ile en güzel şehirlerinden biri olan Taşkent’in keşfine devam. İlk olarak, Taşkent’in kutsal kalbi Hast İmam (Hazreti İmam) Meydanı gezisi: XVI. yüzyılda Şeybaniler zamanında Taşkent'i yöneten Timur’un torunları tarafından inşa edilmiş Barak Han Medresesi; baş Cuma Cami olarak kullanılan Tila Şeyh Camii. Cami’nin kütüphanesinde Irak seferinden dönen Timur tarafından Semerkant'a getirilen, Halife Osman’ın VII. yüzyıldan kalma orijinal Kur’an-ı Kerim’i sergilenmekte... Daha sonra, hala ticarette taşıdığı önemi gözlemleyebileceğiniz tarihi Chorsu Çarşısı; 1978 yılında hizmete giren ve Orta Asya'nın ilk metrosu olan, her istasyonu farklı mimari biçimlerde yapılmış ayrı bir tarzda dekore edilmiş olan Taşkent metrosu gezilecek yerler arasında. Öğle yemeği geziler esnasında yerel bir restoranda. Oteldeki odalarınızı akşam üstüne kadar kullanabilirsiniz. Yerel bir restoranda veda yemeğinin ardından havaalanına transfer.
 
 

22 Ekim - Pazar     Taşkent - İstanbul

Türk Hava Yolları ile saat 02:45’te İstanbul’a hareket. Saat 06:00'da İstanbul’a varış.

Oteller
Nukus : Jipek Joli 3*
    
 
Hiva : Orient Star Hotel 3 Sup*
    
 
Buhara : Minorai Kalon 4*
    
 
Semerkant : Orient Star Hotel 3 Sup
    
 
Taşkent: Radisson Blu 5*
    
 
 

 

 

 

 

 

 

 

 
 

 

 

© 2016 Vispo Travel. All rights reserved

Content
Tur Ara
Fiyata Göre
Tur tipi
Anahtar Kelime
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi