Binlerce yıl boyunca diğer Asya bölgeleri temel din ve geleneklere uyum sağlarken Kore, Asya kıtasından dışa doğru çıkmış bir yarımada olmasından dolayı özgün bir kültürün gelişmesinde oldukça etkili olmuştur. 1910 yılında Japonya tarafından ilhak edilen Kore Yarımadası, İkinci Dünya Savaşı sonunda, 35 yıl süren Japon işgal dönemi sona erince, 1948 yılında yapılan seçimler sonucunda Kuzey ve Güney Kore olarak ikiye ayrılmış. Tarihi ve geleneksel değerlerin birleştiği bir görünüme sahip modern şehir Seul; görkemli saraylar ve güçlü kaleler; “Hanok” adlı geleneksel Kore evleri; Konfüçyüs öğretisinin mirasını taşıyan gelenekler; dünyadaki en eski ve en kapsamlı budist yazıları koleksiyonu; Silla döneminin mimari şaheserleri Bulguksa Tapınağı ve Seokguram Mağarası; “duvarları olmayan müze” olarak anılan tarihi başkent Gyeonju; Kore’nin başta gelen limanı Busan; doğal güzellikleriyle Tanrıların Adası” volkanik Jeju Adası…  Bir yanda “Huzurlu Sabah” ülkesi olarak nitelendirilen, diğer yanda ise savaş sonrasında halkının ekonomik ve teknolojik gelişmeleri sonucu başarılarını “Han Nehri Mucizesi” olarak dünyaya duyuran Güney Kore’ye muhteşem, karşıtlık ve gizem dolu bir yolculuk sizi beklemekte...

Binlerce yıl boyunca diğer Asya bölgeleri temel din ve geleneklere uyum sağlarken Kore, Asya kıtasından dışa doğru çıkmış bir yarımada olmasından dolayı özgün bir kültürün gelişmesinde oldukça etkili olmuştur. 1910 yılında Japonya tarafından ilhak edilen Kore Yarımadası, İkinci Dünya Savaşı sonunda, 35 yıl süren Japon işgal dönemi sona erince, 1948 yılında yapılan seçimler sonucunda Kuzey ve Güney Kore olarak ikiye ayrılmış. Tarihi ve geleneksel değerlerin birleştiği bir görünüme sahip modern şehir Seul; görkemli saraylar ve güçlü kaleler; “Hanok” adlı geleneksel Kore evleri; Konfüçyüs öğretisinin mirasını taşıyan gelenekler; dünyadaki en eski ve en kapsamlı budist yazıları koleksiyonu; Silla döneminin mimari şaheserleri Bulguksa Tapınağı ve Seokguram Mağarası; “duvarları olmayan müze” olarak anılan tarihi başkent Gyeonju; Kore’nin başta gelen limanı Busan; doğal güzellikleriyle Tanrıların Adası” volkanik Jeju Adası…  Bir yanda “Huzurlu Sabah” ülkesi olarak nitelendirilen, diğer yanda ise savaş sonrasında halkının ekonomik ve teknolojik gelişmeleri sonucu başarılarını “Han Nehri Mucizesi” olarak dünyaya duyuran Güney Kore’ye muhteşem, karşıtlık ve gizem dolu bir yolculuk sizi beklemekte...

Tur Tarihleri : 1. 08.11.2017 - 19.11.2017
Fiyat : 3.575 USD dan başlayan fiyatlar
USD: 5.4357 TL, EURO : 6.1513TL

Güney Kore
Seul’dan Jeju Adası’na Sonbaharın Renkleri

08 Kasım - 19 Kasım 2017

TURUN ÖZELLİKLERİ

Sonbaharın keyfini ve tabiattaki renklerin cümbüşünü yaşamak için seyahati Kasım ayı başına planladık;

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Changdeokgung Sarayı; Kore’nin en ileri askeri kalesi Hwaseong; “Tripitaka Koreana” tahta kalıplarının korunduğu Haeinsa Tapınağı; Yangdong Hanok köyü; Gyeongju tarihi bölgesi, Bulguksa Tapınağı, Seokguram Mağarası ve Tümülüs Parkı’nın yanı sıra UNESCO Dünya Doğal Mirası Listesi’ndeki Jeju Adası tur programımızın içinde yer almakta;

Bu seyahatte Kuzey ve Güney Kore arasındaki askerden arındırılmış bölgeyi gezeceğiz;

Gyeongju’da dövüş sanatı “sunmudo” gösterisi;

Busan-Jeju Adası ile Seul arası uçak yolculuğu;

Konaklamalar iyi konumlu ve konforlu dört yıldızlı otellerde;

Yemekler ağırlıklı olarak kore mutfağının farklı lezzetlerinden oluşacak. Ancak imkan olan lokantalarda uluslararası mutfak menüleride bulunacak.

Seul Kulesi’nde son akşam yemeği.

Tur Lideri: Teoman CİMİT 

Bu tura katılımcı sayısı 18 kişi ile sınırlıdır

TUR PROGRAMI

08 Kasım - Çarşamba     Istanbul - Seul

Atatürk Havalimanında buluşma.

09 Kasım - Perşembe     Seul

Türk Hava Yolları ile 02:20’de hareketle saat 18:25’te ülkenin kuzeybatısında bulunan Güney Kore’nin başkenti Seul’a varış ve karşılama. Seul, 1910’daki Japonlar’ın sömürgeleştirmesine kadar Kore’de hüküm süren Joseon Hanedanı’nın kurucusu general Yi Songgye tarafından 1394 yılında Hansong adı altında başkent ilan edimiş. Tüm yarımadaya erişim sağlayan merkezi ve stratejik bir bölgede yer alan başkentin adı, sömürge döneminde (1910-1945) Kyongsong olarak değiştirilmiş. 1948 yılında yapılan seçimler sonucu Kore Yarımadası’nın Kuzey ve Güney Kore olarak ikiye ayrılmasından dolayı güneyde Kore Cumhuriyeti kurulunca başkent, Seul adını almış. Seul’u ikiye ayırdığı ve “hayat kaynağı” olarak gördüğü Han Nehri'nin kuzeyinde bulunan otelimize transfer ve yerleşme. Geceleme otelde.

10 Kasım - Cuma     Seul

Kahvaltının ardından, geleneksel ve modern Seul’u keşfetmek üzere şehir turu için hareket. Modern Seul, hükümet binaları, bankaları, iş merkezleri ve üniversiteleri ile Güney Kore’nin en önemli finansal, politik ve kültürel merkezidir. Seul’un kuzey kesiminde ise Joseon Hanedanlığı zamanında beş büyük saray inşa edilmiş. Bu yüzden eskiden şehrin kuzeyinde soylu sınıfının ve en zenginlerin gösterişli malikaneleri ve tarihi yapıları bulunuyordu. İlk olarak, XIV. yüzyılda ve ikinci kez XIX. yüzyılda inşa edilen kraliyet sarayı Gyeongbokgung'u ziyareti. 500 yıldan fazla hüküm süren Chosen (Joseon) Hanedanı’nın beş sarayından biri olan ve “Büyük ölçüde Gökler tarafından kutsanmış” olarak nitelendirilen saray, Halk Müzesi ile geleneksel Kore hayatı koleksiyonunu barındırmakta. Daha kuzeyde bulunmasından dolayı ”Kuzey Sarayı” olarakta anılan Gyeongbokgung Sarayı, beş saray arasında en görkemli olanıdır. Saat 10:00’da kraliyet muhafızlarının nöbet değişiminin izlenmesi. Bu tören, Kore'de nadiren karşılaşacağınız geleneksel bir sahneyi görebilmek için mükemmel bir fırsattır. Muhafızların parlak ana renklerdeki gösterişli kostümlerini görmek büyük bir keyiftir. Akabinde Zen meditasyonun yapıldığı, Budist Jogyejong mezhebinin merkezi olan şehrin en önemli tapınaklarından biri olan Jogyesa’yı ziyaret. Yerel bir restoranda, Kore'ye özgü geleneksel turşu “Kimchi” ile servis edilen ulusal yemek “Bibimbap” tan oluşan öğle yemeği. Öğleden sonra, binden fazla dükkan, açık tezgah, sokak satıcısı ve restoran ile Kore’nin en büyük geleneksel pazarı olan Namdaemun’u ziyaret. Bu pazarda tüm ürünler uygun fiyatlarla satılmakta ve bu alandaki mağazalar aynı zamanda toptancı pazarları işlevini de görmekte. Satılan malların çoğu dükkan sahipleri tarafından üretilip satışa sunulur. Renkli pazarda ülkenin her yerinden gelen Korelileri görmek mümkün. Daha sonra, Kore geleneksel kültürünü yansıtan, el sanatı ürünlerinin satıldığı, antika dükkanları ve sanat galerileri ile dolu Insadong Caddesi boyunca bir yürüyüş. Insadong’da yerel bir restoranda geleneksel danslar eşliğinde “budist tapınak” mutfağının özgün vejeteryan lezzetlerini tadacağımız akşam yemeği. Geceleme otelde.
 
 
11 Kasım - Cumartesi     Seul – DMZ - Suwon
Kahvaltıdan sonra, DMZ yani “Demilitarized Zone” olarak adlandırılan askerden arındırılmış bölge gezisi. DMZ, Kuzey ve Güney Kore arasındaki sınır boyunca uzanan 38. Paralel çizgisinden geçen bölgedeki hattır. Bu hat batısından doğusuna yaklaşık 240 kilometre uzunluğunda ve 4 kilometre genişliktedir. 27 Temmuz 1953 yılındaki ateşkes antlaşması ile iki ülke askerlerini cephenin 2000 metre gerisine taşımak üzere anlaşarak bir tampon bölge oluşturur. Dorasan gözlem platformundan Kuzey Kore sınır manzaralarını izleyebilir ve 1978’de ortaya çıkarılan “Üçüncü Saldırı Tüneli” ni yürüyerek keşfedebilirsiniz. Seul'den sadece 44 kilometre uzaklıkta Kuzey Koreliler, Güney Kore'ye bu tüneli kazarak girmişler. İşgal durumunda, 30.000'den fazla askerin ağır silahlarıyla tünelden geçmesinin yalnızca bir saat alacağı tahmin ediliyor. Yerel bir restoranda öğle yemeğinin ardından Seul'un 30 kilometre güneyinde yer alan Suwon’a doğru hareket. Buradaki Choson (Joseon) Hanedanı döneminde inşa edilen ve ülkedeki en büyük askeri yapılardan biri olan tarihi Hwaseong Kalesi’ni ziyaret. Kale kral Jeongjo tarafından babasına olan saygısını göstermek için 1796 yılında 34 ayda yaptırılmış. Kore’nin en ileri askeri savunmasını yaratmak için yapılan Hwaseong Kalesi hem Doğu hem Batı’nın askeri mimarisinin birleştirmesinin eşsiz bir örneğidir. UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınan kale gezisinin ardından akşamüstü Suwon'un merkezinde yer alan otelimize transfer ve yerleşme. Akşam yemeği yerel bir restoranda. Geceleme otelde.
 
 
12 Kasım - Pazar     Suwon - Gayasan Milli Parkı – Yangdong - Gyeongju
Sabah, ülkenin güneydoğusunda bulunan Daegu’ya doğru yola çıkış. Yaklaşık 3 saatlik bir yolculuğun ardından, Gayasan Milli Parkı içinde yer alan ve Güney Kore’nin üç önemli tapınağın biri olan Haeinsa Tapınağı’na varış. Zen Chogye mezhebine ait tapınağın adı “durgun denizde yansıma” anlamına gelmekte. UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınan Haeinsa Tapınağı'nın “Janggyeong Pangeon” adlı bölümünde dünyadaki en eski ve en kapsamlı Budist kanunları muhafaza edilmekte. “Tripitaka Koreana” olarak bilinen Goryeo Daejanggyeong (Goryeo Hanedanı Tripitaka), 1237-1248 yılları arasında Goryeo Hanedanı' nın emriyle 80.000 den fazla resimli tahta kalıbın üzerine oyulmuş. Gezinin ve ardından yerel bir restoranda öğle yemeğinden sonra, Kore’nin kültürel ve manevi başkenti olan Gyeongju’ya doğru yola devam. Benzersiz kültürel değerlerinden dolayı UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınan Kore'nin en büyük geleneksel köyü Yangdong’u ziyaret. Burada, mükemmel yapısı korunarak günümüze kadar ulaştırılan ve “Hanok” olarak adlandırılan geleneksel Kore evlerinin mimarisini görebilir, Joseon dönemindeki aristokratik Konfüçyüs kültürünün yanı sıra yaşam tarzını da öğrenebilirsiniz. Joseon Hanedanı’nın geleneksel kültürünü ve muhteşem doğasını sergileyen tarihi köy gezisinin ardından, akşamüstü Gyeongju’daki otelimize varış ve yerleşme. Akşam yemeği yerel bir restoranda. Geceleme otelde.
 
 
13 Kasım - Pazartesi     Gyeongju
Kahvaltının ardından, UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınan Gyeongju Tarihi Alanları gezisi için hareket. Kore’de en uzun hüküm süren güçlü Silla Krallığı (M.Ö 57-M.S 935)’nın başkenti idi. Asırlar boyunca önemini sürdüren Gyeongju, VI. yüzyılda yarımadanın neredeyse tamamını birleştirmeyi başarmış. Silla Kraliyet’ine ait üç mezar grubunun bulunduğu UNESCO Dünya Mirası Tümülüs Parkı’nın yürüyerek gezilmesi. Arkeolojik kazılar sırasında mezarlardan gün ışığına çıkarılan pek çok eser Gyeongju Ulusal Müzesi'nde sergilenmekte. Mezarların arasında en bilineni Cheonmachong dur. “Göksel At” anlamına gelen Cheonmachong mezarının ziyaretinden sonra, yerel bir restoranda öğle yemeği. Öğleden sonra ise Güney Kore’nin Zen Budist savaş sanatlarından biri sunmudo (Seonmudo) gösterisini Golgulsa Tapınağı’nda izleme. Güney Kore Budist tapınaklarında öğretilen Sunmudo, budist öğretilerinden esinlenerek geliştirilmiş bir dövüş sanatı. Spordan öte yoga ve jimnastik teknikleri üzerine kurulmuş olan Sunmudo, aslında savunma sanatı olarakta tanımlanabilir. Akşamüstü Gyeongju’ya dönüş. Yerel bir restoranda akşam yemeğinden sonra, Anapji olarakta bilinen Wolji Göleti’ne gece turu. Silla Hanedanlığı hükümdarlarından Kral Munmu’nun tarafından 674 yılında Donggung sarayının içinde yaptırılan yapay göletin binaları restore edilerek eski ihtişamına kavuşturulmuş. Wolji Göleti, Silla Krallığı dönemindeki insanların yaratıcılığının olağanüstü bir örneğidir. Geceleme otelimizde.
 
 
14 Kasım - Salı     Gyeongju - Busan
Kahvaltının ardından, UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınan ve “Duvarsız Müze” olarak nitelendirilen Silla Krallığının antik başkenti Gyeongju şehir turu. VIII. yüzyılın ortalarında altın çağını yaşayan Silla Krallığı mükemmel bir Budist ülke kurulmasına girişmiş. UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ndeki görkemli Bulguksa Tapınağı kompleksini ziyaret. Bulguksa Tapınağı ve Seokguram Mağarası, Birleşik Silla dönemindeki başbakan Kim Dae-seong (701-774) tarafından 751 yılında yapılmaya başlanmış ve 23 yılda tamamlanmış. Başbakan Kim’in önceki hayatında dul bir kadının erdem sahibi oğlu olarak yaşadığı için, sadrazam oğlu olarak yeniden dünyaya gelmiş. Başbakan, bu hayattaki anne ve babasını onurlandırmak için Bulguksa’nın yapımını, önceki hayattaki anne ve babasını onurlandırmak için ise Seokguram’ın yapımını denetlemek amacıyla istifa etmiş. Bulguksa’da halka açık ibadetler, Seokguram’da ise kralın özel ibadetleri gerçekleşiyordu. Seokguram Mağarası’nın içinde, Doğu’ya bakan ve güneşin ilk ışıklarını karşılayan büyük bir Buda heykeline eşlik eden 38 Bodhisattva bulunmakta. Yerel bir restoranda öğle yemeğinin ardından, bölgenin kültürel tarihini gözlemleyebileceğiniz Gyeongju Ulusal Müzesi gezisi. Müzenin zengin koleksyonlarının arasında Wolji Göleti’nden çıkarılan yüzlerce parça sergilenmekte. Akabinde, Noseo-Dong mezarlarının ziyaretinden sonra, 634 yılında inşa edilen ve en eski Uzak Doğu gözlemevi olan Cheomseongdae kulesi gezisi. Mimarisi oldukça ilginç olan bu gözlem kulesinin yapısı ay takvimi ve dört mevsim esasına dayanmakta. Geziden sonra, Güney Kore'nin en büyük ikinci şehri ve en büyük limanı Busan’a hareket. Varışta, Birleşmiş Milletler Anıt Mezarlığı’nı ziyaret. 1950-1953 yılları arasındaki Kore savaşına 16 ülkeden katılmış ve şehit olmuş olan BM askerlerini onurlandırmak adına kurulmuştur. 2300 mezar içeren mezarlık dünyadaki tek Birleşmiş Milletler mezarlığıdır. Son olarak, Kore’nin en büyük deniz ürünlerinin satıldığı yer olan Jagalchi pazarının ve 7.5 kilometre uzunluğundaki Kore’nin ilk iki katlı deniz Köprüsü Gwangan asma köprüsünün görülmesi. Ünlü Haeundae plajı’ndaki otelimize yerleşme. Akşam yemeği yerel bir restoranda. Geceleme otelde.
 
 
15 Kasım - Çarşamba     Busan – Jeju Adası
Sabah, bir saatlik bir uçuşla, yaklaşık 2 milyon yıl önce volkanik püskürmeyle Kore’nin güneybatı ucunda ortaya çıkan doğa harikası ve Biyosfer Rezervi “Jejudo” yani Jeju Adası’na varış. Ardından heryerinden yeşil fışkırdığı ve “Tanrıların Adası” olarak da adlandırılan 1,848 kilometrekare ile Güney Kore’nin en büyük adasını keşfetmek üzere hareket. Yanardağları, yarı tropikal iklimi, kumsalları, çağlayanları ve yürüyüş yollarıyla ‘Küçük Hawaii’ olarakta nitelendirilen ve UNESCO tarafından Dünya Doğa Mirası Listesi’ne alınan ada, kendine özgü doğası ve bitki örtüsüyle anakaradan farklı manzaralar sunmakta. Bonzai bahçeleriyle Hanlim parkını ve beyaz kum ve kristal berraklığında suları ile Hyeopjaeri plajını gördükten sonra Kore’nin geleneksel çay kültürünü yakından tanıyabileceğiniz O’Sulloc çay bahçesinin ve iç bahçedeki lotus göletiyle çay müzesinin gezisi. Son olarak Jusangjeolli Falezi’ndeki Jungmun Daepo Lav Sütunları’nın keşfi. Üst üste yığılı bu lav kolonları Jeju Adası’nın kültürel abideleri olarak görülmekte. Jusangjeolli’nin ilginç oluşumları, Hallasan Dağı’ndan fışkıran lavların Jungmun bölgesindeki denize ulaşmasında oluşmuş. Küp ya da irili ufaklı altıgen biçimindeki bu kayalar sanki taş ustaları tarafından oyulmuş gibi durmakta. Öğle yemeği geziler esnasında. Akşamüstü, Hamdeok Plajı'nın kenarında yer alan otelimize yerleşme. Akşam yemeği yerel bir restoranda. Geceleme otelde.
 
 
16 Kasım - Perşembe     Jeju Adası
Gün boyunca Jeju Adası doğu bölgelerinin keşfi. İlk olarak Seongsan Ilchulbong gezisi için Jeju Adası’nın doğusuna doğru hareket. Jeju Adası’nın en doğu ucundaki Seongsan Ilchulbong her gün güneşi ilk karşılayan noktadır ve buradan güneş doğuşu olağanüstü güzel bir görünümdedir. Seongsan Ilchulbong’un tepesinde yaklaşık 600 metre çapında ve 90 metre derinliğinde büyük bir krater bulunmakta. Tepesini çevreleyen çok sayıdaki sivri uçlu kaya sayesinde, uzaktan bakıldığında krater dev bir taca benzemekte. Falezlerden oluşan güneydoğu ve kuzey kenarlarının aksine, Seongsan Ilchulbong’un kuzeybatı cephesi Seongsan Köyü'ne bağlı yemyeşil bir yamaçtır. Basamaklı bir patikadan yarım saatlık bir tırmanışla kraterin kenarındaki seyir terasına ulaşılabiliyor. Buradan görünen okyanus manzarası eşsiz. Yine adanın doğusundaki geleneksel Seongeup köyü günün bir sonraki gezisi olacak. Koryo döneminde Jeju eyaletinin başkenti olan Seongeup, kuşaktan kuşağa bırakılan miras sayesinde benzersiz bir kültürel varlığa sahip. Asırlık ağaçların süslediği Seongeup köyünde, köylülerin hala yaşadığı, duvarları lav taşından ve kilden, çatıları ise sazdan yapılmış yaklaşık 3 bin ev bulunmakta. Köyde ayrıca Hyangkyo ve Tolharubang adlı eski hükümet binası ve ilginç mezar taşları görmek münkün. Jeju Adası’na özgü bir lehçenin konuşulduğu bu köyün eşsiz özellikleri arasında halk müzigi ve oyunları, yerel yemekler ve zaanatçılık bulunur. Son olarak, doğal abide olarak kabul edilen Manjang-gul Mağarası gezisi. Jeju Adası'ndaki birçok lav mağarası arasında Kimnyeong-gul ile birikte Manjang-gul en ünlüsüdür. Ayrıca dünyanın en güzel ve en büyük lav tünellerini barındırır. Genişliği 5,15 metreye, yükseklikği 10 metreye kadar çıkarken tünel 8 kilometreden fazla uzanmakta ve birçok muhteşem lav sütunu ile diğer ilginç oluşumları barındırmakta. Gün içerisinde öğle yemeği ve akşam yemeği yerel bir restoranda. Geceleme otelde.
 
 
17 Kasım - Cuma     Jeju Adası - Seul
Jejudo’daki son gün, adanın keşfine devam. Adanın tam ortasında, 1950 metre yüksekliğindeki kore’nin en yüksek dağı olan sönmüş ‘Hallasan’ yanardağı bulunmakta. Yerel bir deyişe göre: Jeju Adası, Halla Dağı; Halla Dağı, Jeju Adası'dır. 1970 yılında milli park ilan edilen en önemli yerlerinden biri olan Hallasan Milli Parkı gezisi ve daha sonra da, adanın güneyinde bulunan üç şelaleden en ünlüsü Cheonjeyeon’un gezilmesi. “Tanrı’nın gölü” anlamına gelen Cheonjeyeon Şelaleleri üç bölümden oluşmakta. İlk şelaleden akan su ikinci ve üçüncü şelaleleri oluşturup denize doğru uzanmakta. Cheonjeyeon Vadisi’nde, şelalere hakim ve kenarları yedi su perisi ile süslü Seonimgyo Köprüsü bulunuyor. Jeju Adası'nın simgesi olan ve Eski Büyük Baba” anlamına gelen Dol Hareubang taş heykellerini adanın her yerinde görebilirsiniz. Daha sonra, Jeju adasının taşlarla özdeşleşmiş mitolojik tarihine ışık tutan Bukchon Dol Hareubang Parkı gezisi. Tuzlu su ile tatlı suyun buluştuğu yer olan Yongyeon Ejderha göletini gördükten sonra Halk Sanatları ve Doğa Tarih Müzesi’ni ziyaret. Adanın en eski geçim kaynağı olan dalış geleneği yaşlı kadınlar tarafından devam ettirilmekte. Müzenin ilginç bölümü de “Haenye” olarak andlandırılan, nefesle dalış yapan kadın dalgıçlar'a ayrılmış. Geziler esnasında yerel bir restoranda öğle yemeği. Akşam saatlerinde havalimanına transfer ve başkente uçuş. Seul’e varışı takiben otele transfer ve yerleşme. Akşam yemeği serbest. Geceleme otelimizde.
 
18 Kasım - Cumartesi     Seul
Kahvaltının ardından, UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınmış olan Changdeokgung Sarayı gezisi ile Seul’ün keşfine devam. Joseon döneminde, 1405 yılında Jongno semtinde inşa edilen Changdeokgung Sarayı, 1592’deki Japon işgali sırasında yakılmış, daha sonra da restore edilmiş. Görkemli sarayın en ilgi çekici bölümü şüphesiz çizgileri ve güzelliğiyle ünlü arka bahçesi “Huwon” dur. Sarayın büyük bir alanı kaplayan ve gizli bahçe “Biwon” olarakta adlandırılan bu bahçe, klasik yapılarıyla geleneksel Kore peyzaj mimarisinin özelliklerini taşır. Akabinde, Kore'deki en büyük müze olan Kore Ulusal Müzesi gezisi. Bu Müze antik dönemden günümüze Kore'nin muhteşem kültürel varlıklarını sergilemekte. Gezinin ardından, öğle yemeği ve öğleden sonra serbest. Oteldeki odalarınızı akşam üstüne kadar kullanabilirsiniz. Alış veriş ve son keşifler için öglenden sonranızı istediniz gibi değerlendirebilirsiniz. Arzu edenler, Türk Birliği'nin anılarını da içeren, ilginç Savaş Müzesi’ni de gezebilirler. Seul’un aydınlatmalarını 360 derece seyredebileceğiniz Seul Kulesi’nin panoramik restoranında akşam yemeği için akşamüstü otelden hareket. Yemeğin ardından havaalanına transfer.
 
 
19 Kasım - Pazar     Seul – İstanbul
Türk Hava Yolları ile saat 00:40 hareketle saat 06:15’te istanbul’a varış.
 
Oteller
Seul: T Mark Grand Hotel 4*
    
Suwon: Ramada Suwon Hotel 4*
    
Gyeongju: Commodore Hotel 4*
    
Busan: Busan Haundae Grand Hotel 4*
    
Jeju: Golden Tulip Hotel 4*
    

 

 


 

 


 

 

 

 

 

 

 

 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

© 2016 Vispo Travel. All rights reserved

Content
Tur Ara
Fiyata Göre
Tur tipi
Anahtar Kelime
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi