Son senelerde, Mezopotamya kapılarında, tesadüfen bulunan höyüklerde yapılan kazı ve araştırmalarda veya baraj sularından kurtarmak için mecburiyetten yapılan kurtarma kazılarında bulunan harika eserler iki devasa ve çok güzel müzenin yapılmasına neden oldu: Gaziantep ve Şanlıurfa Arkeoloji müzeleri. Birinde Zeugma'nın muhteşem villalarının mozaikleri, öbüründe ise Göbeklitepe'nin kült yapıları modern tekniklerle sergilenmekte. Sadece bu iki müze bile önemli bir seyahat nedeni olmaya yeterli. Birde buna yenilenen Antakya Müzesi ; Yesemek, Göbeklitepe, Zeugma gibi ören yerleri ve bu üç şehrin tarihi dokuları ile yöresel lezzetleri eklenince, ortaya, kaçırılmaması gereken, dopdolu geçireceğiniz üç günlük bir yolculuk çıkmakta...

 

Son senelerde, Mezopotamya kapılarında, tesadüfen bulunan höyüklerde yapılan kazı ve araştırmalarda veya baraj sularından kurtarmak için mecburiyetten yapılan kurtarma kazılarında bulunan harika eserler iki devasa ve çok güzel müzenin yapılmasına neden oldu: Gaziantep ve Şanlıurfa Arkeoloji müzeleri. Birinde Zeugma'nın muhteşem villalarının mozaikleri, öbüründe ise Göbeklitepe'nin kült yapıları modern tekniklerle sergilenmekte. Sadece bu iki müze bile önemli bir seyahat nedeni olmaya yeterli. Birde buna yenilenen Antakya Müzesi ; Yesemek, Göbeklitepe, Zeugma gibi ören yerleri ve bu üç şehrin tarihi dokuları ile yöresel lezzetleri eklenince, ortaya, kaçırılmaması gereken, dopdolu geçireceğiniz üç günlük bir yolculuk çıkmakta...

Tur Tarihleri : 1. 21.09.2017 - 24.09.2017
Fiyat : 1.675 TL dan başlayan fiyatlar
USD: 5.4806 TL, EURO : 6.1826TL

3 Şehir & 3 Müze
Antakya, Zeugma, Gaziantep, Göbeklitepe, Urfa
    
21 Eylül - 24 Eylül 2017

http://www.dunyaninrenkleri.com/Drtur/Turlar/Kars/antep-urfa-ust2017.jpg

Son senelerde, Mezopotamya kapılarında, tesadüfen bulunan höyüklerde yapılan kazı ve araştırmalarda veya baraj sularından kurtarmak için mecburiyetten yapılan kurtarma kazılarında bulunan harika eserler iki devasa ve çok güzel müzenin yapılmasına neden oldu: Gaziantep ve Şanlıurfa Arkeoloji müzeleri. Birinde Zeugma'nın muhteşem villalarının mozaikleri, öbüründe ise Göbeklitepe'nin kült yapıları modern tekniklerle sergilenmekte. Sadece bu iki müze bile önemli bir seyahat nedeni olmaya yeterli. Birde buna yenilenen Antakya Müzesi ; Yesemek, Göbeklitepe, Zeugma gibi ören yerleri ve bu üç şehrin tarihi dokuları ile yöresel lezzetleri eklenince, ortaya, kaçırılmaması gereken, dopdolu geçireceğiniz üç günlük bir yolculuk çıkmakta...

Tur Rehberi: Mehmet Şah GÖK 
Bu tura katılımcı sayısı 24 kişi ile sınırlıdır

TURUN ÖZELLİKLERİ

İstanbul'dan Türk Hava Yolları ile Antakya'ya gidiş ve Urfa'dan dönüş.

Sabah uçuşu ile gidip, akşam uçuşu ile dönerek 3 Gece ve 4 Tam Gün gezi imkanı .

Harran, Göbeklitepe, Zeugma, Halfeti ve Yesemek gezileri.

Program; Şanlıurfa, Gaziantep ve Antakya arkeoloji Müzelerini rahat gezebileceği şekilde düzenlendi .

Şanlıurfa, Gaziantep ve Antakya'da geceleme ve şehirlerin tarihi dokularının keşfi.

Öğle yemeklerinde yöresel lezzetlerin keşfi.

Şanlıurfa'da sıra gecesi.

TUR PROGRAMI
 
21 Eylül Perşembe     İstanbul - Antakya

Sabah, Atatürk havalimanında buluşma ve Türk Hava Yollarının 09.25 deki uçuşuyla Antakya'ya hareket. Saat 11.10 da Antakya'ya varış, karşılama ve şehir merkezine varış. öğle yemeği için, dünyanın ilk ışıklandırılmış caddesi olduğu söylenen Kurtuluş Caddesi'nde kısa bir yürüyüş ve cadde üzerinde bulunan, yerel bir restaurant da yöresel lezzetlerin tadımı. Yemekten sonra, Aralık 2014’te yeni yerinde açılan Hatay Arkeoloji Müzesi gezisi. Müze eskiden beri barındırdığı eşsiz güzellikteki mozaiklerle tanınır. Çok detaylı işlenmiş ve muhteşem renklere sahip mozaik koleksiyonu dünyada büyüklük açısından ikincidir. Müze aynı zamanda dünyanın üçüncü büyük sikke koleksiyonuna da ev sahipliği yapmakta. Müze gezisinin ardından, Antakya'yı tanımak üzere keşif turu: Sarımiye Camii, camiinin yanında yer alan Katolik Kilisesi ve camiinin karşısındaki Sinagog’u ziyaret edip eski sokakların havasını soluduktan sonra otele yerleşme.
Akşam yemeği ve geceleme otelde.

http://www.dunyaninrenkleri.com/Drtur/Turlar/Kars/hatay-2017.jpg

22 Eylül Cuma     Yesemek - Gaziantep

Sabah, kahvaltıdan sonra, Urfa’ya doğru yola çıkış. Yolda Yesemek Açık Hava Müzesi ziyareti. Yakındoğu’nun en büyük açıkhava heykel atölyesi olarak, içerisinde halen çok sayıda heykel taslağı bulunmasının yanısıra, atölyeden elde edilen bilgilerle, taş blokların taşocağından kesilmesinden, değişik türde heykellerin taslak haline getirilmesine kadar, pek çok aşamanın öğrenilebilmesi nedeniyle benzersiz olan, antik dünyanın sanat merkezi Yesemek, Unesco Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer almaktadır. Yesemek, M.Ö. 14. yüzyıl ile 7. yüzyıllar arasında, yakındoğunun en büyük taş ocağı ve heykel işleme atölyesidir. Yerli halk Hurriler’in çalıştığı atölye, bölgenin Hitit hakimiyeti altına girdiği, M.Ö. 2000 yılının ikinci yarısında, İmparator I.Suppiluliuma zamanında işletmeye açılmış. M.Ö. 1200’lerde yaşanan deniz kavimleri saldırısının ardından faaliyetleri zayıflayan atölye de, M.Ö. 9. yüzyılda Geç Hitit Krallıkları ile çalışmalar tekrar yoğunlaşmış ve bu ikinci dönemde özellikle, Hitit, Suriye, Arami ve Asur sanat unsurları ağırlık kazanmış. Oriantalizm adıyla anılan bu üslup, batıda gelişmeye başlayan Ege kültürlerini etkileyerek Yunan sanatının çekirdeğini oluşturmuş. M.Ö. VIII. yüzyılın son çeyreğinde, Asurlular tarafından faaliyetine son verildiği bilinen atölyede, adeta zaman donmuş gibi, her şey olduğu yerde kalmış, Yesemek gezisinin ardından Gaziantep'e hareket. Gaziantep'de ki öğle yemeğinde Dukat Kebap’ta Beyran tadımı. Yemeğin ardından, 2011’de açılan Zeugma Mozaik Müzesi ziyareti. Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi gerek yapısal kompleksi gerekse içinde yer alan eserleri açısından dünyanın en önemli müzeleri arasında yer almakta. Müzenin koleksiyonunda Roma ve geç antik döneme ait 2.748 m2 mozaik ve 140 m2 duvar resmi bulunmakta. Bu eserler, bir gün önce gezdiğiniz Zeugma Antik Kenti'nin, nehre bakan teraslardaki, zengin tüccarların villalarından gelmekte. Müzede mozaik ve freskler dışında, bir çok değerli eser sergilenmekte. Bunlardan bronz Mars heykeli, sergilenen önemli parçaların başında gelir. Ayrıca dünyaca ünlü Çingene Kızı mozaiği' ni de burada görebilirsiniz. Daha sonra, Gaziantep'in tarihi dokusunu keşfetmek için Tarihi Evleri, Sokakları, Bakırcılar Çarşısı, Zincirli Bedesten ve Pişirici Mescidi Kesteli gezisi. Gaziantep Kastelleri su mimarisinin dünyada benzeri bulunmayan eşsiz örnekleridir. Bunlar bir çok işlevi bulunan yapılar olarak inşa edilmiş. Türk Mimarisi’nde sadece Gaziantep’te bulunan bu yapılar kısmen veya tamamen yer altında bulundukları için pek dikkati çekmemişler. Gaziantep şehir merkezinden geçen Alleben Deresi gibi bir su kaynağına sahip olmasına rağmen, tarih boyunca yeraltı su kaynakları bakımından fakir bir şehir olmuş. İnsanlar buldukları suyun buharlaşma veya başka bir yolla kaybolmasını önlemek için yerin altından açtıkları ''Livas'' denilen kanallarla suları belli bir merkeze toplamışlar ve bu merkezden de şehre dağıtmışlar. Genel olarak cami altlarından geçen su kanallarının belli bir noktasına yüzeyden 30-40 merdivenle inilen ve adına ''Kastel'' denilen; içinde tuvaleti, yıkanma yeri, dinlenme ve abdest alma yerleri, hanımların çamaşır ve yün yıkama mekanları ve bazılarında namaz kılma alanlarının da bulunduğu genişçe mağaramsı boşluklar oluşturulmuş. Gezeceğimiz Pişirici Mescidi Kasteli bunların en önemli örneklerinden biridir. Şehir merkezinde serbest zamanın ardından Novotel'e yerleşme. Akşam Aşina Gaziantep Mutfağı'nda yerel kebap ve tatlı tadımı. Geceleme otelde.
 
http://www.dunyaninrenkleri.com/Drtur/Turlar/Kars/antep-2017.jpg

23 Eylül Cumartesi     Zeugma - Halfeti - Birecik - Göbeklitepe - Urfa

Sabah, kahvaltının ardından Zeugma'ya doğru hareket . Zeugma Antik Kenti, M.Ö. 300'de Büyük İskender tarafından ''Selevkia Euphrates'' adıyla kurulmuş. Kommagene Krallığı'nın dört büyük şehrinden biri olan kent, M.Ö. 31'den itibaren tamamıyla Roma İmparatorluğuna bağlanmış ve adı ''köprü'', ''geçit'' anlamına gelen ''Zeugma'' olarak değişmiş. Fırat Nehri'nin kıyısında yaklaşık 20.000 dönümlük bir arazi üzerine kurulu olan Kent, Fırat'ın geçilebilir en sığ yerinde olması, askeri ve ticari bakımdan çok stratejik bir bölgede bulunması nedeniyle tarihin her döneminde önemini korumuş. Roma İmparatorluğu’nun 4.Skitia Lejyon Garnizonu’nun burada konuşlandırılması ve ticaret sebebiyle kısa zamanda 80.000 nüfusa ulaşan Zeugma’da, Fırat manzaralı yamaçlara villalar inşa edilir. Bu büyük nüfus ile Zeugma dünyanın en büyük kentlerinden biri haline gelir. Yapılan kazı çalışmalarında A, B ve C olarak üç bölümde incelenen şehrin villaları ve çarşılarının bulunduğu A ve B bölümleri bugün Birecik Hidroelektrik Baraj gölü altında bulunmaktadır. Henüz kazı yapılmamış C bölümünde ileride bir açık hava müzesi oluşturulması planlanmaktadır. Zeugma gezisinden sonra, Birecik'e doğru yola devam: Birecik'teki Kelaynak üreme çiftliğinde mola ve Birecik Barajı sularının altında kalanHalfeti’ye doğru yola devam. Halfeti’de şehir ve kale kalıntılarının etkileyici manzarasını yakından görmek için tekne ile bir gezinti ve sonrasında öğle yemeği. Yemekten sonra, Göbeklitepe'ye hareket. Dünyanın bilinen en eski kült yapılar topluluğu olan Göbeklitepe, araları taş duvarla örülü T biçimindeki 10 – 12 yuvarlak planda dizilmiş dikilitaş ve merkezine yerleştirilmiş daha yüksek boyda iki dikilitaştan oluşmakta. Bu dikilitaşların çoğu üzerinde insan, el ve kol, çeşitli hayvan ve soyut semboller, kabartma ya da oyularak betimlenmiş. Bu kompozisyonun, bir öykü, bir anlatım ya da bir mesaj ifade ettiği düşünülmekte. Sonuçta, buranın bir yerleşim yerinden ziyade bir kült alanı olduğu savı güç kazanmakta. Buradaki kült yapılarının üretime geçiş aşamasına yakın olan son avcı grupları tarafından inşaa edilmiş olduğu düşünülmekte ve tüm bu dikilitaşlar, stilize insan heykelleri olarak yorumlanmakta. Göbeklitepe gezisinden sonra Urfa'ya varış ve otele yerleşme.
Dinlendikten sonra, akşam ''Sıra Gecesi'' eşliğinde yöresel yemekler ve müziklerle yorgunluğumuzu atacağımız tarihi konağa hareket. Geceleme otelde..
 
 
24 Eylül Pazar     Urfa - Harran - İstanbul
 
Sabah, kahvaltının ardından, , 2015 yılında açılan Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi ziyareti. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi, Arkeopark ve Edessa Mozaik Müzesi'nden oluşan Haleplibahçe Müze Kompleksi, 34 bin metrekarelik kapalı alanıyla Türkiye’nin en büyük müzesi olma özelliğini taşıyor. Göbeklitepe, Nevalı Çori, Akarçay Tepe, Hassek Höyük, Gre Virike, Lidar Höyük gibi höyüklerin her biri uygarlık tarihinin mihenk taşlarını oluşturuyor. Şanlıurfa’da özellikle 1960’lı yıllardan beri yapılan Baraj Kurtarma Kazıları ile çok önemli arkeolojik eserler keşfedildi. Çağdaş müzecilik anlayışı ile kurulan yeni Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi'nde bu höyüklerin her biri, gerek kazı hikayesi gerekse eserleri ile, bölgede uzun yıllar çalışmış ve bu kazılarda görev almış deneyimli bilim insanlarının desteği ve katkısı ile özel tasarlanan bir mekan içerisinde sergilenmekte. Müze gezisi ardından Balıklı Göl ziyareti. İbrahim Peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen bu iki göl, kutsal balıkları ve çevrelerindeki tarihi eserler ile Şanlıurfa'nın sembolü haline gelmiş. Balıklı Göl gezisinden sonra, Urfa'nın tarihi dokusunun keşfine kapalı çarşı, eski taş sokak ve evler, Gümrük Han'la devam. Öğle yemeği, en lezzetli yöresel yemekleri tadacağınızGülhan Restoranda. Yemekten sonra, Urfa yakınlarında bulunan Harran'a hareket. Harran adına ilk defa, Kültepe ve Mari'de bulunan M.Ö. 2.000 başlarına ait çivi yazılı tabletlerde rastlanır. M.Ö. 2.000'in ortalarına ait Hitit Tabletleri'nde, Hitit'lerle Mitanni'ler arasında yapılan bir anlaşmaya Harran'daki Ay Tanrısının (Sin) ve Güneş Tanrısının şahit tutulduğu belirtilmektedir. Harran, Kuzey Mezopotamya'dan gelerek batı ve kuzeybatıya bağlanan önemli ticaret yollarının kesiştiği bir noktada bulunmasında dolayı Anadolu ile sıkı ticaret ilişkileri bulunan Asurlu tüccarların önemli uğrak yerlerinden biri idi. Anadolu'dan Mezopotamya'ya Mezopotamya'dan da Anadolu'ya olan ticaret binlerce yıl Harran üzerinden yapılmıştı. Bu da burada zengin ve köklü bir kültür birikiminin oluşmasına neden olmuştur. Harran, Ay, Güneş ve Gezegenlerin kutsal sayıldığı eski Mezopotamya putperestliğinin ( Sabiizm ) önemli merkezi olmasıyla tanınırdı. Bu nedenle Harran'da Astronomi ilmi çok ilerlemişti. Dünyadaki üç büyük felsefe ekolünden birisi Harran Ekolü'dür. Bugün, şehri besleyen ırmaklar kurumuş olduğundan, sudan ve yeşilden mahrum bir ovanın ortasında 5000 yıllık tarihi, tipik evleri, höyüğü, kalesi, şehir surları ve çeşitli mimari kalıntıları ile ayakta durmaktadır. Tipik toprak evleri ve harabeleri gezdikten sonra Urfa'ya geri dönüş ve havalimanına transfer. Saat 18.05 teki Türk Hava Yollarının uçuşuyla saat 20.05 de İstanbul'a dönüş.

OTELLER
 
Antakya: Grand Boğaziçi Otel 4*

    

Gaziantep:Novotel Gaziantep 4*
 
    
 
Şanlıurfa: Hilton Garden Inn 4*
 
      
 

 

 

© 2016 Vispo Travel. All rights reserved

Content
Tur Ara
Fiyata Göre
Tur tipi
Anahtar Kelime
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi